İçeriğe geç

Dubai’de günaydın nasıl denir ?

Dubai’de Günaydın Nasıl Denir?

Bir sabahı, bir şehri, ve bir yeri keşfederken yaşadıklarımız…

Kayseri’de soğuk bir kış sabahıydı. Buz tutmuş pencerelere dokunup, hala rüya âleminden tam olarak uyanamamışken, telefonumda bir bildirim belirdi. Dubai’ye taşınmaya karar verdiğim günler… Bir yandan hep hayalini kurduğum bir yerin gerçeğe dönüşmesi, diğer yandan sevdiklerimden ve evimden uzaklaşacak olmanın hüznü. Bir ikilem içinde savrulurken, kendimi Dubai’de buldum.

Beni Gözlerimden Tanıyın

Dubai’nin ilk sabahında gözlerimden yansıyan her şeyin büyüsüne kapıldım. O kadar çok renk vardı ki, sanki dünya buradayken henüz renklenmişti. Kayseri’de sabahları, kışın soğuk rüzgârı ve karı arayan bir hisle uyanırdım. Ama Dubai farklıydı; o sabah, sahildeki kumlar altın gibi parlıyordu, gökyüzü mavi, ama o mavi Kayseri’de gördüğümden çok daha derindi. Bir anlamda her şey çok daha fazla “canlıydı.”

Uçaktan inip, şehre ilk adımımı attım. Rüzgârda, sıcaklıkla karışan bir serinlik vardı. İnsanlar aceleyle yürüyordu, gözlerinde bir telaş. Biraz kaybolmuş hissettim kendimi. İlk günümün sabahında bu şehre nasıl merhaba diyeceğimi hiç bilmiyordum.

Dubai’de Günaydın Demek…

Gün doğarken, Dubai’de insanlar birbirlerine “günaydın” demek için gerçekten zaman ayırmıyorlardı. Hızla akan hayat, her şeyin hızlıca yapılması gerektiği düşüncesini empoze ediyordu. Ama ben, içimde bir yerlere doğru ilerlemem gerektiğini hissetmiştim. Kayseri’de her sabah evin kapısını açarken selam verir, insanlara neşeyle “günaydın” derdim. Ama burada, her şey öylesine hızlıydı ki, insanlar birbirine adeta göz ucuyla bakıyordu.

Bir sabah yürüyüşünde, Dubai Marina’da eski alışkanlıklarımdan birini yapmak istedim. Yanıma yaklaşan bir kadına gülümsedim ve hafif bir şekilde “günaydın” dedim. İlk defa burada bir yabancıya merhaba dedim. Kadın gülümsedi, gözleri parladı, ama hemen sonra hızla yürümeye devam etti. Hızlıydı, duraksamadan yürüyordu. İçimden bir hayal kırıklığı duydum. “Gerçekten mi?” diye düşündüm. Bu şehre ait olmayı beklerken, insanları yabancılaştıran bir şey var mıydı?

Bir Gün, Bir Şehir, Bir Ses

Bir sabah, Dubai’nin ışıltılı gökdelenlerine karşı yavaşça yürürken, biraz daha sakin bir köşe bulmaya karar verdim. O kadar kalabalık ve gürültülüydü ki, içimdeki gerginliği hafifletmek istiyordum. Üzerimdeki stresle baş edebilmek için yalnız kalmaya ihtiyacım vardı. Gözlerim denize kaydı, dalgalar yavaşça kıyıya vuruyordu. O sırada telefonumda bir mesaj belirdi: “Kayseri’deki sabahları özlüyorum, sana bir fotoğraf gönderdim.”

Kayseri’deki sabahları düşündüm. Bazen soğuk, bazen sıcak. Ama her zaman insanlar birbirine “günaydın” demek için bir an durur, yavaşça gülümserdi. Belki Dubai’nin hızlı temposunda buna yer yoktu, belki de ben hâlâ bu şehri tam olarak anlayamıyordum. Ama bir şey kesin olarak vardı: O sabah, Kayseri’yi ve kendi evimi özlediğimi fark ettim.

Bir süre sonra, bir ses beni irkiltti. Bir grup insan sabah yürüyüşü yapıyordu. Aralarından bir adam, bana doğru adım attı. “Günaydın,” dedi, ama yalnızca sesinde bir şey vardı… samimiyet. O an, bir şey fark ettim. Dubai’de insanlar merhaba demekten korkmuyorlar, aslında bir şekilde gülümseme de var ama onu her zaman bulmak zor.

Günaydın, Dubai

Bir sabah daha, o kadar hızlı bir hayatın içinde kaybolmuşken, bir kafe durağında oturuyordum. Etrafımda sesler, arabalar ve o aşırı lüksün içinde kaybolmuş insanlarla çevriliydim. Ama içimden bir şey bana şunu dedi: “Hadi, bir kez daha deneyelim.” Kafede çalışan garsona gülümsedim ve “günaydın” dedim. Bu defa yanıt çok farklıydı: Gözlerinde bir sıcaklık vardı. Beni biraz daha yakından gözlemledi ve gerçekten gülümsedi. “Günaydın,” dedi. Bir insanın başka bir insana, yalnızca merhaba demesi bile bazen ne kadar önemli olabiliyor, değil mi?

İçimde, Kayseri’den gelen o eski “günaydın”larımın yerini yavaşça Dubai’nin kendine özgü bir selamı almaya başlamıştı. Her şeyin hızlı ve yüzeysel olduğu bir şehirde, bazen birinin gözlerine bakarak, samimi bir şekilde merhaba demek, ruhu biraz daha hafifletiyor.

Bir Yudum Umut

Gün batarken, Dubai’de ilk kez kendimi gerçekten huzurlu hissettim. Kayseri’deki günlüklerimi düşündüm, o küçük yazı köşelerinde kış sabahlarını, insanları ve sabahın neşesini hatırladım. Ve burada, Dubai’de, güneşin batışına doğru otururken, kendime bir söz verdim: Bu şehirde de insanlarla iletişim kuracağım, duygularımı biriktirmeye devam edeceğim.

Belki burada her şey daha hızlıydı, belki “günaydın” demek bile daha farklı bir anlam taşıyordu ama bir şeyi fark ettim: Nerede olursak olalım, insanlıkla bağ kurmanın gücü her zaman var. Kayseri’deki sabahların yavaşlığını ararken, Dubai’de de bir yerlerde zamanın yavaşladığını hissediyordum.

Ve o an, “günaydın” kelimesi, sadece bir selamdan çok daha fazlası oldu; bir hatırlatma, bir umut, bir bağ… Dubai’de de “günaydın” demek, bazen kalbinize dokunacak insanlarla karşılaşmanızı sağlayan bir anahtar olabilir.

Dubai’nin hızlı, ışıltılı ve modern yüzü arasında, bazen o içsel hızı yakalamak zor olabiliyor. Ama her ne olursa olsun, günaydın demek, her yerde insanları bir araya getirebilecek basit ama güçlü bir kelime.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet yeni giriş adresiTürkçe Forum