Üç Kız Kardeş Yalısı Nerededir?
Hayatımda bazen öyle anlar olur ki, bir şeyi ne kadar çok merak eder, ardına düşer ve peşinden giderken bulduğum cevaba asla ulaşamam. İşte Üç Kız Kardeş Yalısı da tam böyle bir gizemdi. Uzun zamandır bu yalının nerede olduğunu öğrenmeye çalışıyordum. Herkesin bildiği bir yerdi, ama kimse bana tam olarak nerede olduğunu söyleyemiyordu. Bugün bile hatırlıyorum, o yaz sabahı… Ne kadar heyecanlıydım.
İlk Kez Duyduğumda
Kayseri’de yaşayan bir genç olarak, çoğu zaman kendi şehrimin dışındaki dünyaya karşı büyük bir hayal kırıklığı yaşarım. Küçük bir şehirde büyümek, insanı bazen dünya ile bağlantısı kesilmiş gibi hissettirebilir. Bu yüzden, her yeni yer, yeni bir keşif demekti. Üç Kız Kardeş Yalısı adı, bana bir masal gibi gelmişti ilk duyduğumda. Sanki hayal gücümde bir yerlerde varmış gibi… Üç kız kardeş, yıllarca bir yalıda birlikte yaşamış, belki de bu yalı, zamanla unutulmuş, eski bir masalın parçası olmuştu.
O gün, bir arkadaşımla şehirde yürürken, adını ilk kez duyduğumda gerçekten ilgimi çekmişti. Üç kız kardeşin hikâyesi çok derin bir anlam taşıyordu sanki. İsmindeki “yalı” kelimesi de başka bir anlam ifade ediyordu. Kendimi bir anda, tarihle, geçmişle, eski bir aşkın gölgeleriyle sarılmış gibi hissetmiştim. O günden sonra, tek bir şey düşündüm: Üç Kız Kardeş Yalısı nerededir?
Peşinden Koştuğum Cevaplar
İnternette araştırmalar yaptım, eski kitaplar okudum, hatta Kayseri’nin en eski mahallelerinden birinde bir kaç kişiye sordum. Ama bir türlü net bir cevap bulamadım. Yalının nerede olduğunu öğrenmek, adeta bir hazineyi aramak gibi hissettirdi. Herkesin bir şeyler bildiğini, ama kimseyi tam anlamıyla ikna edemediğini görmek oldukça sinir bozucuydu. Benim için bir kayıp değil, belki de çok daha büyük bir soru işareti haline geldi.
Bir gün, annemle birlikte eski bir kafede otururken, garsona Üç Kız Kardeş Yalısı hakkında sordum. Bana gözleriyle biraz dikkatlice bakarak, “O, eski bir yer. Uzun zamandır terk edilmiş, kimse yaşamıyor orada. Ama ne yazık ki şu anda orayı kimse hatırlamıyor,” dedi. O an içinde bulunduğum duygu karışımı bir çöküş gibiydi. Hem bir şeyler öğrendim, ama kaybolmuş bir şeyi bulmanın acısı da vardı. Yalının o eski ihtişamının, belki de sadece bir hatıra olarak kaldığını düşünmek… Bu, benim için hem umut hem de hayal kırıklığıydı.
Hayal Kırıklığı ve Umut
Yalının yerini öğrenememek, bana hem bir anlamda başarısızlık hissi vermişti, hem de bir tür umut. Çünkü her kaybolan şey, bir şekilde bir hatıra, bir anı bırakıyordu. Üç Kız Kardeş Yalısı belki de kaybolmuş, ama ona dair hikayeler hala var. Bir gün o hikayeyi bulmak için tekrar yola çıkacağım. Yalı da, üç kız kardeşi de bulmak için yeniden mücadele edeceğim. Yalnızca bir cevaba ihtiyacım yok, aslında bir yolculuğa çıkmak istiyorum.
Evet, belki de yalının tam olarak nerede olduğunu bilemeyeceğiz ama her kaybolan yerin arkasında bir hikâye olduğu gerçeğini kabul etmek, içimi rahatlatıyordu. O üç kız kardeşin hayatı, belki de yalnızca anlatılmak için bekliyordur. Belki de bu gizemi çözmek, bana daha çok şey katacaktır.
Sonra Bir Gün
Bir sabah, bir anda aklımda bir ışık belirdi. “Belki de bazen cevaplara ulaşmak için doğru zamanın gelmesini beklemelisin,” diye düşündüm. Üç Kız Kardeş Yalısı hakkında bir şeyler öğrenmek, belki de hayatımda bir dönüm noktası olabilir. Kimi zaman sorulara, cevaba odaklanmak yerine, bir yolculuk yapmak ve o yolculuktan ne öğrendiğinle ilgilenmek gerekir. Belki de Üç Kız Kardeş Yalısına dair her şeyin doğru yanıtı, aradığımız cevabın kendisi değil, o cevaba ulaşmak için geçen zamanın kendisidir.
Bu yazıyı yazarken, belki de yalnızca bir keşif yapmayı bekliyorum. Ama en önemlisi, kaybolan yerlerin, unutulmuş hayatların, bir şekilde hatırlanmasını sağlamak. Üç Kız Kardeş Yalısı nerededir? Belki de şu anda bildiğimizin çok ötesindedir.