İlk Aslan Nerede Doğdu?
Bugün gündemimde bir soru var. Ciddi, felsefi bir soru. Hani bazen hayatınızdaki en derin sorular, aniden ortaya çıkar ya, işte öyle bir şey. “İlk aslan nerede doğdu?” Yani, bir aslanın ilk doğduğu yerin, hani tarihi bir anlamı olmalı değil mi? Yani bir aslanın doğum yeri, adeta o aslanın kişiliğini belirlemiş olabilir mi? İzmir’de arkadaşlar arasında sohbet ederken bu soruyu sorunca herkes bir an durdu, sonra herkes “nerede ya?” diye birbirine bakmaya başladı. Biraz da şaşkınlıkla. Ama ben ciddiyim. Gerçekten soruyorum: İlk aslan nerede doğdu?
Aslanların Yeri: Afrika mı, Suriye mi?
Herkes aslanları Afrika ile bağdaştırır. Doğal olarak. Bütün o belgeseller, çizgi filmler, bazen tatlı videolar, hepsi Afrika ormanlarında geçiyor gibi. Ama durun bir dakika! “İlk aslan nerede doğdu?” sorusu, aslında bana şöyle bir şey düşündürttü: Acaba, ilk aslan doğduğunda, hayatta ne kadar sinirliydi? Hani bazen insanlar, herhangi bir meseleye sinirlenip, olayı büyütürler ya… İşte o ilk aslan, belki de Afrika’da doğmuş ama içsel bir gerilimle, “Ya ben burada yalnız mıyım?” diye mızmızlanıyordu. Çünkü, ilk aslan belki de bir gün bir çalıdan çıkıp, tam olarak ‘ben aslanım’ dediğinde, etrafındaki hayvanlar ona sadece “Ooo, tatlı olmuş” demişti.
Hayır, yanlış bir yere mi geldim?
Ben de düşündüm tabii, İzmir’deki ormanlarda aslan olsaydı ne olurdu? Hadi oradan, ben bile bir aslanı İzmir sokaklarında görmek istemem, düşünsenize! Bir aslan, çiçekli şortla Kordon’da gezmeye çıkmış, biraz da güneşlenmiş. “Beni anlamıyorsunuz yaaa!” diye bağıran bir aslan düşünün. Ayy, ben de bazen böyle hissediyorum, belki de aslan da hissediyordur. Yalnızlık… Biraz ironik değil mi?
Aslanlar ve Türk Kafası
Bir gün, aslan ne kadar yalnız olsa da, “Benim de dostlarım olmalı!” deyip bir grup kedi bulsa, ilk işin “Ne yapıyorsunuz ya?” diye bağıracağını hayal ettim. Aslanlar böyle değil mi zaten? Hep yalnız olurlar, biraz da gururludurlar. Mesela, kedilerle arkadaşlık kurmalarına bile izin vermezler. Hatta, kedilere “Küçük” derler, ha! Bir aslan, kendi krallığını kurmuş ve onca yüzyıldır kendine kafa kafaya birileriyle takılmaya çalışıyor ama kimseyi beğenmiyor. Yalnızlık çok ağır bir yük, arkadaşlar.
Mesela, bir sabah aniden bir aslan İzmir sokaklarında yürüyorsa ve o da aslında yalnızlık çekiyorsa… Herkes ne der? “Bu aslan bir garip değil mi?” Düşünsenize, bir aslan ve bir grup çocuk yanına gelip “Aman aslan, bir fotoğraf çektirsek, sosyal medya paylaşalım mı?” diyecek. Aslan tabii ki sinirli bir şekilde, “Durun, önümde bir selfie çubuğu tutmak yasak!” diye bağıracaktır. Çünkü bir aslan, her şeyden önce ‘kral’dır ve sosyal medyanın dibine vurulmasından hiç hoşlanmaz.
İlk Aslan Nerede Doğdu? Sorusu Ciddi mi?
İlk aslan nerede doğdu? Sorusu, aslında daha çok benim kafamdaki bir soru. Yani, aslanın doğduğu yeri bir filozof gibi analiz ediyorsam, belki de biraz da yaşadığım çevreyle bağlantılıdır. Ama tabii, biraz da eğlenceli. Çoğu kişi, bu tür sorulara ciddi bakıyor. Sonuçta ilk aslan bir yerde doğmuş olmalı, ama nereye? Şu an bile bu soruyu düşündükçe, aslında hayatın basit soruları üzerinde kafa yormanın ne kadar eğlenceli olduğunu fark ediyorum.
Hayatımda pek çok kez “Bunu düşünen tek kişi ben miyim?” diye sormuştum. Ama ilk aslanın doğduğu yeri gerçekten merak ediyorum. Afrika mı, yoksa aslında İstanbul’daki bir hayvanat bahçesinde mi? Gerçekten bunları yazarken bu kadar ciddi olmam gerekmediğini anlayıp içimi rahatlatıyorum, ama yine de bir gün bir belgeselde aslanın kökenini görmek istiyorum.
O Sonuçta Bir Aslan!
Sonuçta, ilk aslan nerede doğdu sorusu hâlâ cevapsız kaldı. Ama aslında biz, bu soruyu sordukça biraz da kendimizi sorguluyoruz, değil mi? Hangi ortamda doğarsak doğalım, içimizde bir aslan gibi gücümüz var. Belki ilk aslan Afrika’da doğdu, ama bu şehrin sokaklarında da biz de kendi aslan ruhumuzu taşıyoruz. O yüzden, aslanın ilk doğduğu yeri bulamasak da, onun gibi güçlü ve özgür olmaya çalışalım.
Ben de bazen bir aslan gibi hissediyorum. Hani, koca şehirde tek başına ve özgür. Ama bazen bir tavşan gibi de… Yani, bazen biraz korkarak adımlarımı atıyorum. Ama her halükarda, kafamda aslan gibi bir ruh var. Kısacası, aslanın nerede doğduğunu bulamasak da, aslanlık bizde.